FIKRA UNUTULDU NEDENSE
Bir zamanlardı o eski balkonlar da oturmalar mangalı kurup üzerine kestane atmalar, çay demleyip hım enfes deyip arka arkaya yudumlar almalar. Sokak tan geçen insanlara buyurun gelin siz de bir bardak çayımızı içer misiniz derdik. Ama şimdi nerde onlar bunlar şunlar. Mazide kaldı bunlar eski günleri arıyoruz yana yana. Belki bazıları teknoloji ye kapılmış eskileri unutmuş olsa da bence çoğumuz arıyoruz o günleri.
Eskiden ne yapardık biliyor musunuz anlatayım hemen eskiden dostluklar güzeldi.
Arkadaşlık ya ne bilim düşmanlık bile güzeldi. Birbirimize düşman olsak bütün tanıdıklarımız tanımadıklarımız bizleri barıştırmak için ellerinden geleni yaparlardı. Sonra güvencemiz vardı güvenliğimiz vardı. Mesela acele bir işimiz çıktığın da dükkânlarımızın kapısını açık bırakıp giderdik işimizi görür gelirdik. Şimdi ise dükkânımızın içinde olduğumuz halde dışarı çıkmaya korkuyoruz milletin kime güvenip kime güvenmeyeceği kalmadı ki. Herkes olmuş birer yalancı en yakın arkadaşlarımız bile bazen bize yabancı. Bir şey daha anlatmak istiyorum. Eskiden bu kadar arabalar yoktu biz lüks arabaları görünce şaşkın şaşkın bakardık.
O küçük belediye otobüslerimiz vardı tır tır tır giderdi. O otobüsün içinde var ya biz tanımadığımız insanlarla bile akraba olurduk neredeyse anlı canız sohbet koyu olurdu ne günlerdi be.
Küçükken bize derlerdi işte ‘’taşı toprağı altın şehir’’ diye bizler merak ederdik ney ya bu böyle her yer herkes buradan bahsediyor diye. Bir yandan yakınız bir yandan da merak ederdik nasıl bir yer diye neyse sonra gördük nasıl bir yer olduğunu tabi gidip görmemişlerimiz vardı ama televizyonlardan gazete dergilerden görürdük. Şimdi düşünüyorum da bu modern yerde bu kirlenmiş olan hayatta kimler mutlu ki acaba bu taşı toprağı altın denilen yerde çok merak ediyorum. Bence hiç kimse memnun değil ama cüzdanı eksilmeyen cebi derin olanlar hariç. İşte böyle modern hayat bozdu bizi eskileri aldı geri vermedi. Boşa mı yakınıyorum ki siz söyleyin?
ONUR CAN BULAT.
